Mutlu olmak kolaydı peki herkes kadar mutlu olmak?

01.02.2021

0 Yorum

Bir kitapta gördüm bu cümleyi… “Mutlu olmak basittir ama herkes kadar mutlu olmak çok zordur” diyordu. Gerçekten de öyle… Günümüzde sosyal medya ve kapitalist sistemin bizi sürüklediği yarışa baktığımızda, mutlu olmak neredeyse imkansız bir hale geldi. Sevgililer gününde bile sevgiyi ifade etme kalıpları aynı veya evlilik teklif modelleri, doğum günleri vs hepsi tek fabrikadan çıkma […]

Mutlu olmak kolaydı peki herkes kadar mutlu olmak?

Bir kitapta gördüm bu cümleyi… “Mutlu olmak basittir ama herkes kadar mutlu olmak çok zordur” diyordu. Gerçekten de öyle… Günümüzde sosyal medya ve kapitalist sistemin bizi sürüklediği yarışa baktığımızda, mutlu olmak neredeyse imkansız bir hale geldi. Sevgililer gününde bile sevgiyi ifade etme kalıpları aynı veya evlilik teklif modelleri, doğum günleri vs hepsi tek fabrikadan çıkma gibi empoze edilirken, insanların kendilerini bulmaları ve gerçekten mutlu olmaları nasıl beklenebilirdi ki zaten.

Herkesin yaşadığı duygu aynı olsa da(sevgi, öfke, kıskançlık vs gibi) acaba ifade ediş ve gösteriş biçimleri de aynı mı olmak zorundaydı her zaman? Örneğin düğün yapmayan ve o parayı Dünya’yı gezmek için ayıran bir çifti ayıplayan mahalle ve komşuları haklı mıydı?

Ya da kendi sosyal ve ekonomik çevresinden birine aşık olmadığı için yargılanan insanlar, kendi cinsiyetinden hoşlanıyor diye dışlanan insanlar veya evlenmek istemiyor belki de çocuk yapmak istemiyor diye ayıplananlar… Bu kuralları ve kalıpları kim ne zaman koydu ve bizi de sıkıştırdı?

Neden gelişmişlik ve refah seviyesi yüksek ülkelerde bireysellik ve özel alan daha önemli ve değerli? Az neden aslında daha çok? Bunların hepsi aslında yalınlaşmanın ve içe dönmenin daha iyi geldiğini göstermiyor mu aslında bizlere…

Daha çok insan, daha çok eşya, daha çok para,… Bunların mutluluk ve huzur getirmediğini birçok örnekte gördük. Hırsın ve egonun en başta insanın kendine zarar verdiğini de… Çok ve özensiz olandansa, az ama sağlam olanın değerli olması… Sosyal medyanın bizi manipüle etmesi, Netflix’te de yayımlanan “Social Dilemma” belgeselinde çok açık ve güzel şekilde gösteriliyor. Beynin kokain kullandığında da uyarılan bölgesi, bizim sosyal medyadaki aldığımız beğeni ve bildirimlerden de aynı şekilde etkilenip bizi onun bağımlısı yapıyor.

Hız ve doyumsuzluk da genel anlamda tüketime ve sabırsızlığa yani huzursuzluğa yol açıyor. Kitap okumak, ders çalışmak, emek ve zaman gerektiren şeylerin daha az çekici gelmesi, konsantrasyon bozuklukları da bunu tetikliyor maalesef.

Bu nedenle yavaşlamak, ara ara izolasyonlar ve hayatımızda bahar temizlikleri yapmanın gerekliliği çok önemli.

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Reyting Tv'ye abone olun      jakuzi   Tv yayın akışı

BENZER İÇERİKLER

SİNEMA KÖŞESİ

FACEBOOKTA BİZ